Categories
Uncategorised

Hook

Random is the biggest lie.
Freewill’s just who you are.
When the stars start showing themselves,
Sit back, relax and enjoy life.

Categories
Uncategorised

On P != NP and Matters of Chance

0-1 Knapsack Prolem is hard to solve, because the solution relies on chance.


Problem 1 (P1)

The representations Wi and Vi is assigned arbitrarily, meaning there is no relation in between Wi and Vi that we can validate a subset that satisfies given conditions without going to Index(Names) set. Since the representation functions Wi and Vi originates in separate sets, a computer has to rely on chance getting the same i values for Vi and Wi in its guesses. The way computer handles Vi and Wi seperately can be optimised, using sorting algorithms or dynamic programming. Value and Weight sets may present inner relations that such optimising are possible, but given the problem, there is no way defined for optimising the validation of the subset until a correct answer is found. This is chance.

Problem 2 (P2) – 0-1 Knapsack Problem when there is a function in between Weight and Value

If there is a function defined from Weight to Value, then our initial problem is no more and we are greeted with a new one. For the sake of simplicity, let’s assume F(w) is just a simple math operation (y = 90 + 6.5x – 0.4x^2 + 0.005*x^3) that can be done in O(1).
Now, without relying on chance of getting the guessing the indicies computer can exploit F(W) to make an educated guess about the names of the indices. This way, the problem can solved in one guess of indices.

If a computer has to play a guessing game of correct indices for a given problem class, that problem is for sure NP. If the solution can be validated in P, then it is NP-Complete. If the solution can be found with one guess, then it is in P.

Anythin beyond this point, I don’t care.
My stance regarding this issue is NP!=P.

Categories
Uncategorised

Purple Day

Time walks and we are three
Walking to my favorite tree
I ripped out all the browns
Now am I free?

Time flies and we are two
Police borrows my friend for a clue
I wait for all the blues
Now am I free?

Plane flies from purple and lands in organge
Red or Blue dominates my visage
I threw up in a trash can
And that’s how my purple day went.

Time stops and I am one
Seeing clear when out of sight
Close your eyes and everything is a plane
Power games always seemed a bit lame

Plane flies from orange to green
My love hides the blue from Eve
Adam trusted her that was his sin
and that’s how his purple day went

Taking notes for a friend
She doesn’t know my name
Master sat and start the game
Power games always seemed lame

It is nigth and moon settles
Behind the mountains,
City light are bright and sparse
and that’s how my purple night went.

Waking up alive inside my bed
There no green but alot of red
Look up to skies, and I see the white
And that’s how my purple day starts!

Categories
Uncategorised

And That’s Life

I lost my best friend
I lost my grand dad
I lost my first home
I lost my only mother
I lost my only sister
I lost myself
I have solved a problem
I found myself
I stop caring about my only sister
I distanced myself from my only mother
I accepted homelessness
I accepted death
I saw the only Truth.

Now I am,
I don’t care,
And That’s Life.

Categories
Uncategorised

Taşlar – Gün 26

Bugün rüyamda gencecik bir kızdım. Başka bir üniforma giyiyordum ve başka bir lisede okuyordum. Sıradan bir günün ortasında birden arkadaşlarının Deniz diye seslendiği çocuğu gördüm. Burada ne işi vardı bilmiyorum ama gitarını getirmişti. Herhalde okuldan kaçıp başka bir okula gidecek kadar yalnız hissediyordu, ama gitarını peşinden sürükleyecek kadar da coşkuluydu. Umarım Mavisizlik onu kötü etkilemez. Rüyam boyunca bir kaç kere aynaya bakma şansı yakaladım. Maviyi tekrar buldum. Bu kızın Maviden ne kadar haberi var merak ediyorum. Gözlemlerimi şimdilik kendime saklıyorum, çünkü daha bu kızı tanımıyorum. Mavi böyle yer değiştirdiği müddetçe güvende olacak, biliyorum.

Bugün kendime sarımsaklı şarap soslu biftek yaptım. Kadim bir dostumla güzel bir günü hatırladım. Şerefine içerken bir rüzgar esti. Acaba ona ne diye seslensem?

Categories
Uncategorised

Taşlar – Gün 3

Bugün okullar tatildi. Arkadaşlarının Deniz diye seslendiği çocuğu ilk defa ayna karşısında yakaladım. Başkasının gözlerinden bakarken karşıma çıkan aynalar beni hep biraz korkutmuştur. Çakmak gibi gözleri ve kocaman gülümsemesiyle aynaya bakarken kendi kendine konuşan çocuk çok yalnız hissediyor olmalı. Geçen gün başından geçen bir olayı şakayla karışık anlattı. Ayna karşısında geçirdiği o yarım saate nasıl katlandım bilmiyorum ama uyandığımda çoktan ağlamaya başlamıştım.

Sana yardım edemem çocuk, en azından sen Mavi’yi unutana kadar.

Bugün biraz bilgisayarda takıldım. Bir sürü posta birikmiş. Kırmızı bir zarf içerisinde bana yazılmış özel bir not buldum. Kırmızı’ya bir insan daha kaybetmişiz. İnsanlığın geleceği için önemsiz bir kurban daha. Umarım işleri olduğundan daha da karmaşık bir hale getirmez. Dolan gözlerimi koluma sildim ve diğer 7 Renk’ten uzun bir süre haber almamayı diledim.

Geçen gün kovaladığım adamın cenazesi kaldırılmış, helvasını yemeğe gittim. Cenazedeki insanlarla ettiğim sohbet sonucunda kimsenin Mavi’den haberdar olmadığı çıkarımına vardım. Etrafındakilerinin Mustafa diye seslendiği ölü adam bu sırrı ister istemez iyi saklamış. Mavi’ye kurban olmadığına o kadar memnunum ki. Pislik herif.

Bugün biraz müzik dinleyip kitap okudum. Kitabın yazarı Sarı’ya tapıyormuş herhalde. Her sayfaya bulaşmış bir sarılık göze çarpıyordu. Akşam üstü yemyeşil bir parkta yürüyüşe çıktım. Kayda değer bir şey olmadı.

Categories
Uncategorised

Taşlar – Gün 2

Bu seferki rüyam dünkünden kat be kat daha detaylıydı, çünkü ne aradığımı biliyordum. Kim olduğunu çıkaramadığım çocuğun gözlerinden izlerken yanında sürekli gezen iki tane arkadaşını çıkardım. Biri yağmurun ne zaman yağacağını tahmin etmeye çalışıyordu. Kollarını açıp gri gökyüzüne bakarak “Yağ!” dedi, ama yağmadı. İki arkadaşı yine de onunla gülüşüp sohbete devam ettiler. Bu çocuk niye tanrıcılık oynuyor? Taş onun eline geçerse durum daha da fazla karmaşıklaşabilir. Diğer çocuk herkesle iyi geçiniyor. Peki ya gözlerini paylaştığım oğlan?

Rüyam boyunca kimse onun gözlerinin içine bakmadı. Şanslıyım demek, fark edilmem zaman alacak. Mavi’yi göremedim bu sefer ama uyanmadan önce aklında kalan son düşünceye tutundum. Gözlerimi açtığımda aklımda üç haneli bir sayı vardı. Ne anlama geldiğini bilmiyorum, ama bana güven verdi. Arkadaşlarının Deniz diye seslendiği çocuk maviyi kalbine yakın yere saklamış olmalı.

Lise etrafında dolanan potansiyel bir sapık damgası yememek için şimdilik Deniz’e güvenme kararı aldım. Rüyalarımı iyi yorumlarsam, gün içinde Mavi’yi bu kadar kafama takmama gerek kalmayabilir.

Bugün biraz spor olsun diye eski ustamla buluştuk. Biraz güreştik ve yine ben yendi. İnsanın hala öğrenecek yeni şeyleri olması çok güzel. Mavi’yi gün içinde iki kere andım. İkisinde de aklıma hiçbir şey gelmedi. Arkadaşlarının Deniz diye seslendiği çocuk Mavi’yi kalbine yakın bir yerde saklamış olmalı.

Umarım hiçbir zaman onunla tanışmam gerekmez.

Categories
Uncategorised

Taşlar – Gün 1

Bulunduğumuz kahveci sene sonu sınavlarına hazırlanan liseli çiftlerle kaynıyordu. Bir yanda yarı çözülmüş sınav kitaplarıyla dolu çantalar ve Antalya’ya hiç yakıştıramadığım duvara asılmış kaz tüyü montlar; öte yanda ise sürekli bir çay kahve akıntısı içinde olan masalar arası boşluk vardı. Sırtım içinde bulunduğumuz kahvenin çoğunluğuna ve girişine dönük; gözlerim ise karşımda, iki masa ileride duran posteri süzmekle oyalanıyordu. Derken sonunda kahvemin kalan son yudumunu içip falı kapadım. Falın üstüne demir bir yüzük yerleştirdim ki hızlı soğusun. Derken Falcı geldi ve karşıma oturdu.

“N’aber fıstık?” dedi alaycı bir şekilde. “İyi diyelim, iyi olsun; kahvem bitik, falım hazır, bakacak mısın artık?” dedim biraz aceleyle. Gülümsedi. “Geleneklerimizde sohbetsiz fal okunmaz, bilirsin geleneklere bağlıyımdır.” diyerek gülümsemesini sonlandırdı. Konuya hızlı bir giriş yaparak, “Bana dostlarım Cenk der, düşmanlarım ise beni birden fazla sözcükle tanımlar. Donumun rengi mavi. Taş uyandı mı?” dedim.

Kahvemi eliyle tarttı, parmaklarıyla da sıcaklığından emin oldu. Kafasını iki yana salladı ve ekledi, “Soğumasını beklememiz lazım. Hangi taştan bahsettiğini bilmiyorum. Kimde olduğunu biliyor musun?” diye sordu.

Dün gece gördüğüm rüyayı tekrar hatırlamaya çalıştım. Antalya’nın yerlisi olmasam bile onu saran dağları nerede görsem tanırım. Bir lise gördüğümü, duvardan birinin okula girdiğini, çantasını banklardan birinde oturan bir gence fırlatıp başka bir duvardan kaçtığını görmüştüm. Gözlerinden gördüğüm o genç bahsi geçen çantayı açıp mavi, değerli bir taşı avuçluyordu. Zilin çalmasıyla kafasını kaldırıp okula baktı. Aklından geçen ilk düşünceyi tuttum ve konuştum.

“At almakla bunun ne alakası var?” dedim. Falcı güldü, “At Al!” diye bağırdı. Etrafımızdaki gençlerden bordo etekli ve kravatlı olanları bize döndü. İçlerinden biri muzipçe gülerek yüksek sesle marş söylemeye başladı, “A-dem, Tolunay, Ana-Dolu, Lisesi!”. Cevabımı almıştım.

Fincanın üstüne bıraktığım demir yüzüğü alıp falımı açtı, bana güzel bir masal anlattı. Ben de ona teşekkür ettim.

Liselilerden nefret ediyorum.

Categories
Uncategorised

Haiku 7

When the water’s wave
Dead fishes seem like moving
You want them still

Categories
Uncategorised

Haiku 6

When the water’s clear

Dead fish seem like upside down

You want them alive