Categories
Uncategorised

Taşlar – Gün 3

Bugün okullar tatildi. Arkadaşlarının Deniz diye seslendiği çocuğu ilk defa ayna karşısında yakaladım. Başkasının gözlerinden bakarken karşıma çıkan aynalar beni hep biraz korkutmuştur. Çakmak gibi gözleri ve kocaman gülümsemesiyle aynaya bakarken kendi kendine konuşan çocuk çok yalnız hissediyor olmalı. Geçen gün başından geçen bir olayı şakayla karışık anlattı. Ayna karşısında geçirdiği o yarım saate nasıl katlandım bilmiyorum ama uyandığımda çoktan ağlamaya başlamıştım.

Sana yardım edemem çocuk, en azından sen Mavi’yi unutana kadar.

Bugün biraz bilgisayarda takıldım. Bir sürü posta birikmiş. Kırmızı bir zarf içerisinde bana yazılmış özel bir not buldum. Kırmızı’ya bir insan daha kaybetmişiz. İnsanlığın geleceği için önemsiz bir kurban daha. Umarım işleri olduğundan daha da karmaşık bir hale getirmez. Dolan gözlerimi koluma sildim ve diğer 7 Renk’ten uzun bir süre haber almamayı diledim.

Geçen gün kovaladığım adamın cenazesi kaldırılmış, helvasını yemeğe gittim. Cenazedeki insanlarla ettiğim sohbet sonucunda kimsenin Mavi’den haberdar olmadığı çıkarımına vardım. Etrafındakilerinin Mustafa diye seslendiği ölü adam bu sırrı ister istemez iyi saklamış. Mavi’ye kurban olmadığına o kadar memnunum ki. Pislik herif.

Bugün biraz müzik dinleyip kitap okudum. Kitabın yazarı Sarı’ya tapıyormuş herhalde. Her sayfaya bulaşmış bir sarılık göze çarpıyordu. Akşam üstü yemyeşil bir parkta yürüyüşe çıktım. Kayda değer bir şey olmadı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *